Frame of a mobile phone QR-Code

#67 NATÜRMORT – ESKİDEN VINCENT VAN GOGH’A ATFEDİLEN (STILLLEBEN, EHEMALS VINCENT VAN GOGH ZUGESCHRIEBEN)

04:06

Daha önce Vincent van Gogh’a atfedilen üç tablo, şu anda Von der Heydt Müzesi koleksiyonunda kökeni bilinmeyen eserler olarak yer alıyor. Bu nasıl mümkün olabilir?

Masa üzerine yerleştirilmiş bir çiçek vazosu, etrafında meyveler ve seramikler bulunan bu “Natürmort”, 1952 yılında Eduard von der Heydt’in bağışı yoluyla müzeye girmiştir. Eduard von der Heydt eseri babasından devralmıştır.Tablonun, en az 1918’den itibaren babasının mülkiyetinde olduğu belgelenmiştir. Eser, bu sergideki kitap rafında da görülebilen Carl Georg Heise imzalı “Freiherr August von der Heydt Koleksiyonu” kataloğunda yer almaktadır.Tabloda imza bulunmaması, başlangıçta olağandışı bir durum olarak değerlendirilmemiştir. Atıf, on yıllar boyunca sorgulanmamış ve eser koleksiyonun öne çıkan yapıtlarından biri olarak kabul edilmiştir. Ancak Amsterdam’daki Van Gogh Müzesi uzmanları tarafından gerçekleştirilen kapsamlı restorasyon ve malzeme incelemeleri, eserin özgünlüğüne dair ciddi şüpheler doğurmuştur. İncelemelerde, Van Gogh’un güncel bilgiye göre kullanmadığı pigmentler tespit edilmiş, ayrıca fırça kullanımının da sanatçıya özgü olmadığı belirlenmiştir. Bunun sonucunda eser, Van Gogh’a atfedilmekten çıkarılmış ve günümüzde “Sanatçı / Üretim: Bilinmiyor” olarak kaydedilmektedir.

Benzer bir durum, “Sürahili ve Armutlu Natürmort” için de geçerlidir. Bu tablo, 1964 yılında Eduard von der Heydt’in vasiyeti yoluyla müze koleksiyonuna girmiştir. Uzun yıllar boyunca Van Gogh’un erken dönem bir eseri olarak değerlendirilmiş ve farklı eser kataloglarında yer almıştır. Bu durum, özgünlük açısından uzun süre güçlü bir kanıt olarak kabul edilmiştir. Ancak burada da, sanatçıya yabancı renk pigmentlerinin saptanmasıyla atıf geçerliliğini yitirmiştir. Günümüzde tablo, artık ünlü Hollandalı ressama ait sayılmamaktadır.

Bu örnekler, yazılı kaynakların yanı sıra üslup eleştirisi ve özellikle malzeme-teknik incelemelerin, varsayılan bilgileri doğrulamak ya da düzeltmek açısından ne denli önemli olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, uluslararası araştırma projelerine katılım ve bilimsel topluluklarla ağ kurma, müze koleksiyonlarıyla çalışma sürecinin vazgeçilmez bir parçasıdır.

Bu sıranın ortasında asılı olan “Aster Buketi”, 1952 yılında koleksiyona dahil edilmiştir. Bu tablo da başlangıçta August von der Heydt koleksiyonuna aitti ve en az 1918’den beri onun mülkiyetindeydi. 1928 tarihli eser kataloğunun ilk baskısında hâlâ Van Gogh’a ait bir yapıt olarak listelenmiştir. Ancak 1939 ve 1970 yıllarındaki baskılarda, artık sanatçının özgün bir eseri olarak kabul edilmemiştir. Sağ alt köşede, sanatçının imzasını yaklaşık biçimde taklit eden bir yazı görülür. Bu durumda, hatalı bir atıftan ziyade, bir sahtecilikten söz etmek daha uygundur.

Müzenin “Zamanlar ve Mekanlar – Koleksiyonun Klasikleri” başlıklı koleksiyon sunumunda, özgünlüğü konusunda hiçbir kuşku bulunmayan iki Van Gogh tablosu sergilenmektedir.

0:00
Offline